13 Kasım 2012 Salı

kal desen kalamazdım belki ama;
gel desen yine gelirdim.
şimdi gitmelisin dediğin o yere gidiyorum;
dön desen de dönemem artık.

17 Ağustos 2012 Cuma

masanın üzerindeki yazılar

Yalnızsan,
yada seni karşında oturanın gözlerinden başka yere bakmaya yönelten bir hissiyat içerisindeysen görebilmişsindir bu yazıları.
Utanmış olabilirsin, hüzünlü olabilirsin, tereddütte olabilirsin; bilemem.

O, beni hep bu masada bekledi,
Ben, sanki onu sevmeye çok zamanım varmış gibi hep geç kaldım.

O belki yine her gün gelip bu masaya oturur,
ve belki hiç görmez bu yazılanları çünkü hiçbir zaman yalnız olmaz,
hiçbir zaman burada,
onu karşısında oturanın gözlerinden başka yere bakmaya yönelten bir hissiyat içerisinde olmaz belki,
Belki yine ben olurum karşısındaki.

20 Haziran 2012 Çarşamba

üzerinde durduğu haliyle kalmış bir pelerin sanki bu deniz kabuğu,
eteklerinden bembeyaz rüzgarlar dökülür
ve her çizgisinde geçmişinin gölgesi belirir.

gökyüzünü, denizleri dolduracak kadar, ne üzmüş olabilir?

...

gülüşünde beni anlayan bir tını var,
sen fark etmemişsindir, fark etmemelisin de,
bu yüzden güzel zaten.

...

kalbine doğru ördüğüm her yolda
müthiş bir dikkat göstermek,
yolun üzerinde attığım her adımda
daha da mutlu olmak,
ve kalbine vardığımda bakıp pencerelerinden,
kalbime ördüğün yolları görmek,

hissiyatına;
ilhamına aşık olmak,
bir kez daha.

...

o gece, sen tüm kabul edişin ve çaresizliğinle
"uzak öyle zor ki"
dedikten sonra,

yürüdük.

ve nasıl dönüp birbirimize baktıysak
öylesine bir anlaşmaydı işte attığımız her adım;
hazin, ivedi ve meçhul
yorgun, bitkin ve mecbur.

4 Nisan 2012 Çarşamba

bak bu deniz, bu gemi,
bunlar da limanlar.

hayır bunlar dalgalar!

tamam o zaman, limanlar bunlar olsun.

evet onlar liman olabilir.

güneş vuruyor ellerine,
ellerin deniz,
ve sen bir gün doğumu tablosusun.

senin de ellerine vuruyor güneş,
sen de tablodasın şimdi.

denizin en güzel halini getireceğim demiştim,
böyle söylemiştim. işte.

...

Ellerin deniz ve bir gemi yüzer üzerinde kararsız, savrularak
Bazen en uzak liman yakın,
bazen en yakın deniz uzak.

17 Şubat 2012 Cuma

Gitmek, beklemek ve yine gitmek.

Birbirine eş iki kar tanesi olup;
Bambaşka iklimlerde beraber erimek.