bunlar hep kıştı, bu anılar hep kışa dair.
bir de yaz olsaydı hani; sen ne dersin?
sen sanki uyuyor gibi başını bir koltuğa yaslamışsın,
birileri var etrafımızda
ben birileriyle yürüyorum,
sen birileriyle oturuyorsun.
ben yürüyorum,
sen uyanıyorsun,
geçmek zorunda gitmek zorunda yürüyorum
dokunuyorum başını yasladığın koltuğa yanından geçerken
sen dokunur gibi bakıyorsun
ben
yine
hep
giderken.
bunlar kışa dair. bu anılar hep kış.
bir de belki yaz olsaydı?
hiç beklemediğim bir yolda karşılaştık
bembeyaz bir yolda iki farklı yöne yürüyorduk
karşılaştık
tanıştırıldık
sen öyle üşümüştün,
ben öyle.
bu buz kesmiş bir tanışmaydı
anlat desen anlatamam
kötü değil iyi ama
anlat desen hatırlamam hani.
biz sonradan tanıştık
-bizim tüm yaşadıklarımız bir tanışmaydı-
buz kestik ve bir buzu kese kese
tanıdık birbirimizi.
soğuktu tüm bunlar, kışa dairdi.
ama bir de yaz olsaydı, acaba?
senin sürprizlerin vardı,
en olması gereken yerde.
halbuki sürpriz adı üstünde beklenmeyecek şekilde olması gerekirken
sen en olması gereken yerde en beklenmeyeni yapmayı pek seviyordun.
herkesin içinde, gelip de bana...
ne güzelsin.
önümde yürüdün
beni bekledin
dışarıdaydık
ve beraber üşüdük
hep kış.
çakmağın ve
dumanların,
kardan kadeh ve tabakların
yolun bittiği yerler, hikayeler,
ve onların
sarhoş bağırışları
kaçışımız beraber
-keşke-
elveda, kışa elveda
bahar geldi sonra.
kış değil yaz değil de bahar
yaza kalsaydı tüm bunlar?
kimse bilmeyince,
kimse görmeyince
kimse şahit olmayınca
şehrin en aşina köşelerinde halbuki
sen
-alınma ama-
sanki hiç olmamışsın gibi.
aynı tarafta mıyız
hayır hiç gitmedim
ne güzelmiş
aa onu hiç yapamam bak
ben buraya hep
sen de
sabahın ilk
kahve
'yazın nasıl olur ki burası diye düşündük mü acaba o an?'
kral ve kraliçe geldiğine göre
hahaha hayır hayır o değil
ne istedin benden
ben sana gelirken
yazıp seçemedim
onlarca
aynı
cümleden.
sonra bunlar dalgalar, bunlar limanlar
elinde işte yüzüyor bir gemi
sanki çok kolay
savruluyor batıyor halbuki
inebildiğin en derininden
bulup da bana verdiğin
o deniz kabuğu gibiydi
ellerimde sanki kalbin.
seviyordun uzakları
ve gitmeyi de sever gibiydin
sen diğerlerini geride bırakıp
dönmeye değer bir evdin.
kara ve kışa söz yok ama,
yaz olsaydı bir de, belki...
yokluğun, aşina olduğum
eski bir rayiha şimdi
duymuyorum belki evet,
ama bile bile soluyorum.
elveda;
yaza kalmadı hiçbir rüya.